Çınar Otel’in ardından kalemime takılanlar…

Çınar Otel’in ardından kalemime takılanlar…

Sembol bir yapıya sahip olmak o yapının üzerinde istediğinizi yapabileceğiniz anlamına mı gelmeli? Üzerinden bir nesil geçtikten sonra kitaplarda yazılanlar dışında kimse Çınar Otel’i hatırlamayacak bile… Bence çok üzücü.

İstiklal Caddesi üzerinde bir mağaza vardı… Çok severdim. Alışveriş yaptığımdan değil. Ne zaman oradan geçsem hem bulunduğu bina hem mağaza vitrini beni başka bir dünyaya götürürdü. Daha eski bir dünyaya, daha eski bir Türkiye’ye, daha eski bir İstanbul’a…

Çınar Otel’in ardından kalemime takılanlar…

Nostaljik bir körlük değil bu. Bence çok güzeldi ve o haliyle korunmalıydı sadece. Keşke eski ile eskimiş olan arasındaki farkı anlayabilecek birikimde olabilseydik…

Diğer pek çok şeyde olduğu gibi o mağaza da zamanla başka bir şeye dönüştü. Zamanın ruhuna uygun olarak bir tekno mağaza oldu. Sonraları bir konferansta bu mağazanın ve giyim markasının sahibi olan iş insanını dinleme fırsatım oldu.

Tesadüf bu ya. Bahsettiğim mağazayı anlatıyordu. Bu mağazadan fazla para kazanamadığını, hatta zarar ettiğini, kiraya verdiğini, sadece kira yoluyla 10 kat daha fazla para kazandığını anlatıyordu…Bir gayrimenkulden kira yoluyla 10 kat daha fazla para kazanmak. Hımm!!! İyi iş… Ama sadece iş olarak iyi…

TÜRK EDEBİYATINDAKİ KONAKLARA NE OLDU?

Kimse adına iyi veya kötü ayrımı yapamam. Sadece benim bakış açımdan ve subjektif olarak ‘kötü’ diyebilirim. Tarihi bir caddede asırlık bir mağazam olsa tüm geçmişini bir kalemde siler miydim? Muhtemelen yanıtım ‘hayır’ olur. Toplam faaliyet alanım içinde ‘bir mağazam da varsın zarar etsin’ derdim büyük ihtimal. Belki bu
yüzden iş insanı olma ihtimalim hiç olmadı, olmayacak…

Eski bir fiziki değeri sadece devlet mi korur? Peki sadece devlet mi korumalı? Devlete kızmak en kolayı… Elbette gerektiğinde kızacağız. Ama biraz da özel şahıslara mı kızsak acaba! Etrafınıza bir bakın, devlete ait eserler ve devletin ‘çivi çakmaya izin vermediği tarihi semt ve binalar dışında’ kaç tane özel kişilere ait eski bir yapı
görebileceksiniz?

Türk edebiyatı Nişantaşı, Fatih, Göztepe, Beyazıt köşk ve konaklarından; Boğaz’ın her iki yakasında yalılardan hikayelerle doludur. Yalıların bir kısmı hala ayakta çok şükür ama hani nerede bu konaklar? Neye dönüştüklerini hepimiz çok iyi biliyoruz.

Demek ki zamanında veya şimdilerde Anadolu’dan göç edenleri ‘İstanbul’u mahvettiler’ diye suçlamak da kolaya kaçmak olur. Taşradan göç edenler kötü de, İstanbullu çok mu korumacıydı sahip olduğu mekanlara.

Gerçekten korumacı olsalardı eski konakların 1-2 tanesi değil önemli bir kısmı şu anda arz-ı endam ediyordu muhtemelen. Bu arada adında ‘konak’ ve ‘köşk’ olan sitelerin İstanbul’un hatta Türkiye’nin dört bir yanında mantar gibi çoğalması da ayrı bir ironidir…

KİTAPLARDA YAZILANLAR DIŞINDA KİMSE HATIRLAMAYACAK

Bu kadar lafı neden ediyorum? Konuyu Çınar Otel’e getireceğim de ondan… Sembol bir yapıya sahip olmak o yapının üzerinde istediğinizi yapabileceğiniz anlamına mı gelmeli?

İlla deprem, güvenlik gibi kaygılarla yıkılması gerekiyorsa aynısı yeniden yapılamaz mı? Bunu binanın güzel, çirkin, estetik vs olup olmamasından bağımsız olarak söylüyorum. Ne olursa olsun orası simge, orası tarih… Çok fazla soru sordum ama bunlar soru değil naçizane sorgulamalarım aslında…

Orasıyla ilgili çok mu anım var: Hayır. Aktif muhabirlik yaparken birkaç toplantıya katılmıştım orada. Bir de rahmetli Hülya (Akyurt) havuz kartı yollamıştı hiç kullanmadığım… Eski Türk filmlerini de unutmayalım elbette…

Ezcümle… Türkiye’nin ilk beş yıldızlı oteli diye bir sıfat olmayacak artık… Olsa da gıyabında olacak. Üzerinden bir nesil geçtikten sonra da kitaplarda yazılanlar dışında kimse hatırlamayacak bile. Bence çok üzücü…

Bu haber 06.10.2025 13:49 tarihinde eklendi.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir